ÇORUM KALESİ

            Kale; Selçuklu Mimari özelliği taşımaktadır. Kalenin tam olarak ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.
            Evliya Çelebi’ye göre: ”Şehrin kıble tarafında celali şerrinden emin olmak için cahar köşe bina bir kale rağnası vardır. Amma küçüktür. Bir kapusu vardır. Dizdarı, neferatı, müstevfi cephanesi, birkaç hanei vardır. İslam binasıdır” yazmakta ise de bu kesin değildir.
Kalenin yapımında kullanılan taş malzemeden bazıları Rumca yazılı kitabeler vardır. Kale malzemesinin içerisinde toprak damları sıkıştırmak için kullanılan loğ taşı (merdane) çokça bulunmaktadır. Ayrıca surların yapımında şehir kalıntılarınıdan faydalandığı görülmektedir.
Yine Selçuklular döneminde,  Çorum  idare  olarak Amasya’ya bağlı olarak sürdürdü bilinmektedir.1096 tarihli Haçlı ordusu  İznik  civarına  gelince, Kılıçaslan’ın  ordusu Kızılırmak’ın Doğusuna çekildiler. Bu orduların bir kısmı da Çorum kalesine geldiler. Haçlılar ordusunun bir kolu Çorum Kalesini muhasara etti. Muhasara üç ay sürdü, kalabalık Türk birliği ve halk açlık çekmeye başladı. Haçlılar ile bir anlaşma yapılarak, can ırza dokunulmayacağına dair güvence alındı. Türk’ler teslim oldu.  Haçlılar sözlerinde durmayarak 60.000 Türk erkeğinin başı kesildi.<1> O zaman ki adetler gereği kesilen başlardan  bir  tepe  yapıldı.  Çorum Ulu Mezarlığının bir adının da Doruk Mezaradır. Bu kesilen başların yapıldığı doruk  (tepe)  olarak halk arasında söylenmektedir.<2>
Yine 1310 Ankara salnamesi Çorum bölümünde kale hakkında: “Çorum  Sancağı mutasarrıfı Cemal Bey, Müftü Tahir Efendi , mektebi  idadi  Müdürü  Abdülcelil Efendi, muallimleri Ali Rıza Efendi, Mahmud Efendi, Fazıl Efendi, Mehmed Galip Efendi, Ahmed Efendi, Mübaşir Nuri Efendi..
Çorum Kasabası şirin bir kasaba 123 kilometre murabbada gayet güzel bir ovanın şarki cenubunda Melik Gazi denilen büyükçe bir tepenin eteğinde mebni, bu ovanın her tarafı dağlarla muhatcit ve menaziri latiftir. Çorum emsari kadiminden olup kasabanın ciheti cenubiyesinde ve mürtafi mahallerinde atik ve sun’i bir kal’ası ve kal’anın derununda 20 haneden ibaret bir de mahallesi vardır. Kable teşkilat Liva ittihaz edilmiş iken teşkilattan sonra ikinci  sınıf Kaymakamlıkla idare olunup 1310 senesinde lüzum ve ehemniyeti mevkiyesine mebni İskilip, Osmancık, Sungurlu kazalarıyla, Hüseyinabat ve Kargı nahiyelerinin raptıyle tekrar Liva teşkil edilmiştir. Derunu  kasabada…” Bulunmaktadır. Kale kare şekline yakın olup surların uzunlukları 80’er metredir. Kale duvar yüksekliği 7.35 santim olup, sur genişliği 2.40 santimdir. Kalenin dört köşesinde çapları 5 metre olan kuleleri bulunmaktadır. Her cephede iki tane 6.90X2.65 ebadında burçları bulunmaktadır. Kale kapısı 2.70 santimX3.10 santim ebadında olup; saç kapıya kalın dövme çivilerle perçinlenmiştir. Güney cephesinde 1.00 santimX1.70 santim ebadında küçük bir kapısı daha bulunmaktadır. Ana kapının sol tarafında bulunan 4.00X400 ebadında iki pencereli oda kale komutanına ait olduğu, kale zindanının ise bugün cami tuvaleti olarak düzenlenerek kullanılmaktadır.
Kale içerisinde halen oturulan evler ile bir cami mevcuttur. 1961 tarihinde kale bir restore çalışması ile doğu ve kuzey surları onarılmıştır
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
DERGİMİZİN ARŞİVİNDE ÇORU KALESİ RESİMLERİ
 
 
 

 
 
 
 

 

 

 
 

 
Çalışma TELİF ESERİDİR izin almadan kullanmayınız!
corumlu2000@gmail.com
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.