EVİN YERLEŞİM DÜZENİ

1952’MSGÜyıllarda,Çorum evlerinin bir çokları iki veya tek katlı ahşaptan iskeleti birbirine çatmalı,içleri kerpiç veyahut kiremit dolgu olan,tatlı kireçle bembeyaz sıvanmış,badana istemeyen,sıcak ve soğuktan korumalı şirin yapılardı. Muhakkak bu yapının Üufak da olsa bir bahçesi bulunur,dış kapısı çoğunlukla at arabalarının bahçeye girebilmesi için çift kanatlı olarak yaptırılırdı.

Çorum’da hemen hemen herkesin bağ veMSGÜ bahçeleri bulunur,Çorumluların birçoğu ziraatla az çok  ilgilenirler,satışa sunmazsalar da kendi ihtiyaçları olan buğday, nohut, MSGÜmercimek gibi baklagilleri kendisi yetiştirir ya da ortak olarak ekimlerini yaptırırlardı. Evde ısınmak ve yemek pişirmek için bağlarından ağaçların dal ve çırpısı olan arayış denilen budama artıklarını,bağların üzüm çubuklarının budama artıkları olan kol ve çırpıları evlerine getirirler istedikleri boyda kırılır ve kıyılarak kış hazırlığı ve yemek pişirmek için haymalığın veya bahçenin yağmurundan korunmuş bir köşesinde istif edilirdi.

Evlerin bahçe duvarları kalın;kerpiçten ya da tuğladan örülerek iki insan boyu yüksekliğinde olurdu.

Bahçenin içerisinde haymalık, kuruluk, çeşme,MSGÜahır,samanlık ve tuvalet bulunurdu. Bir çok evde mutfak işleri bilhassa baharlarda ve yazın haymalıkta yapılırdı. Kurulukta ağaçtan yapılmış ambar ve odun ile çalı çırpı koymaya mahsus bölüm bulunurdu.

HaymalıklarınMSGÜ düzeni çoğunlukla,arkalarını bahçe duvarına yaslayan ön tarafları açık,çatısı kiremit kaplı ve ev çatılarına nazaran biraz MSGÜdaha çıkıntılı yapılırdı. Çatının normalden çıkıntılı olma sebebi güneş,rüzgar ve bilhassa yağmurdan koruma amacı taşırdı. Taştan oyulmuş Çamaşır taşları,kum taşından,sarı taştan olduğu gibi bahsi geçen yıllarda beton ve mozaik karışımı dökülmüş olabilirdi. Tek gözlü ve iki gözlü olarak yapılmışlardır.

Evlerin bahçe duvarları kalın;kerpiçten ya da tuğladan örülerek iki insan boyu yüksekliğinde olurdu.

Bahçenin içerisinde haymalık, kuruluk, çeşme,MSGÜahır,samanlık ve tuvalet bulunurdu. Bir çok evde mutfak işleri bilhassa baharlarda ve yazın haymalıkta yapılırdı. Kurulukta ağaçtan yapılmış ambar ve odun ile çalı çırpı koymaya mahsus bölüm bulunurdu.

HaymalıklarınMSGÜ düzeni çoğunlukla,arkalarını bahçe duvarına yaslayan ön tarafları açık,çatısı kiremit kaplı ve ev çatılarına nazaran biraz MSGÜdaha çıkıntılı yapılırdı. Çatının normalden çıkıntılı olma sebebi güneş,rüzgar ve bilhassa yağmurdan koruma amacı taşırdı. Taştan oyulmuş Çamaşır taşları,kum taşından,sarı taştan olduğu gibi bahsi geçen yıllarda beton ve mozaik karışımı dökülmüş olabilirdi. Tek gözlü ve iki gözlü olarak yapılmışlardır.

Gözler 45X60 MSGÜebadında olur,kullananın bulunduğu taraf sıfır olmak üzere karşı kısım 18-20 santim olarak yapılır,tatlı bir meyil bulunur, suyun boşaltılması için her gözde su tahliye deliği bulunurdu. Çamaşırlar bu taşlarda yıkanırdı.

Haymalığın arka kısmında kullanılma amacına uygun bir bir buçuk  metre derinliğinde ve dört metre uzunluğu bulan ocak davlumbazı ve ocaklar bulunurdu.

Davlumbazın altında MSGÜbir kaç çeşit ocak bulunurdu. Bu ocaklar kullanım amacına göre isimler alırdı. Küre denilen ocak çoğunlukla sol köşeye kurulur,ekseriyetle sonbahar ayında kullanılırdı. Pekmez kaynatmak,reçel yapmak ve salça kaynatmak için yerden 35-40 santim yüksekliğinde kerpiç ve ya tuğladan örülür,içi killi toprakla,dışı tatlı kireçle sıvanmış üzerinde sabitleştirilmiş bağ leğeni bulunurdu. Küre’de kalın odunlar,tezek yakıt olarak kullanılırdı. Çoğunlukla küre’nin yakınında davlumbazın altında ateş yakmaya müsait bir saha bırakılır,bu sahada ise sacayağı denilen üç ayaklı ve üçgen bir demirin altında odun yakılır,bulgur kaynatmak,çamaşır suyu ihtiyaca göre çay kazanı veya banmada ısıtılırdı. Etlik zamanı da kuşbaşı,parça,kemikli et ve kıyma kavurmaları yapılır.

Davlumbazın orta MSGÜkısmında tandır bulunurdu. Haymalığın zemin seviyesinden altında 30 ile 50 santim derinliğinde 70-80 santim çapında bir çukur kazılır,içi yine killi toprakla sıvanırdı. Tandırda,saç üzerinde ev ekmeği,saç mayalısı yapılır,yakıt olarak ta kes denilen iri saman parçaları kullanılırdı. Tandırın yanında yemek pişirmek amacı ile bir ocak bulunurdu. Bu ocakta ya saç ayağında,yada altında ateş yakabilecek yükseklikte iki set bulunur. Bu setin arka kısmında ateş yakılabilecek yükseklikte iki set bulunur. Bu setin arka kısmında 50-60 santimlik örülmüş bir baca yada soba borusu bulunurdu. Yakıt olarak pişirilecek yemeğin evsafına göre,odun veya tezek yakılırdı. Ocağın yanında son zamanlarda Çorum’da kuzine bulunur. Bu sobanın özellikle sobalar kaldırıldığı zaman haymalıklara konularak yemek pişirmek,fırınından faydalanmak için kullanılırdı. Haymalıkların köşesinde bağ oluğu bulunur,kullanma zamanına kadar içine yakacaklar konulurdu. Oluk özel seçilmiş 4 santim kalınlığında,40-50 genişliğinde budaksız çam tahtaları alıştırılarak özel el dövmesi ile yapılmış çivilerle tutturulur,boyu 4 metreyi bulabilir,ön tarafı üzüm şırasının akması için tahliye deliği bilinin bir edevattır. Bağ kesiminden on gün önce içine su doldurularak çam tahtasının şişmesi sağlanır,çiğnenen üzüm tanelerinden elde edilecek şıraların  ziyan edilmesi önlenir.

Alt katta MSGÜgiriş kapı aralığı denilen koridora veya daha geniş olan sofaya açılır. Sofa yapının orta kısmında bulunan kısımdır. Sofa evin kullanım alanına göre ve büyüklüğüne göre yapılır,tabanları çoğunlukla kırmızı taban kiremidi kaplanır ve binanın bahçe girişi ile kullanım alanının bitimine kadar devam eder,kullanılan meskeni çoğunlukla ikiye böler,aydınlığı sağlamak  amacıyla kaf camı denilen sokağa bakan pencereler tavana yakın üst tarafta bulunur ekseriya 50x50 ebadında olurdu. Bahçeye bakan kısmın pencereleri ise sofanın büyüklüğüne göre yapılır ve çoğunlukla sıyırma pencereler ve ağaç parmaklıklar bulunurdu.

Sofada karşılıklı MSGÜolarak bulunan kapıların bir tarafından mutfağa geçilir, mutfağın içinden de ayrı bir odan olan girerlik yani kiler bulunur. Kilerin bir kapısı da sofaya açılırdı. Sofanın sokaktan tarafa bulunan kısmında badal başı denilen merdiven başı ve kullanım için odalar bulunurdu.

Badallardan (merdiven)MSGÜ ikinci kata çıkılır ve badallar ekseriyetle ikinci kattaki hole çıkardı. İkinci kattaki aydınlatma pencereleri aşağı kattaki hizalamaya göre yapılırdı. İkinci katın holü de aşağı katın holü düzeninde olur ve tabanları tahta kaplama olurdu. Bu hole kapı aralığı diye de ad verilirdi. Bu hol sağ ve sol taraflarda kullanılan odalar bulunurdu.

 

İkinci katta çoğunlukla yaz günleri oturulurdu.

Bazı evlerimizin de sokağaMSGÜ bakan sundurmaları olur ve bu sundurmaların bazısında balkon bulunsa da burada hemen hemen hiç oturulmazdı.

 

Yatak odaları;ekseriyatlaMSGÜ odanın giriş kapısının karşı duvarına bir  davlumbazla süslenmiş ocak,yani şömine bulunur. Şöminenin insan boyuna yaklaşan yüksekliğinde bir sekisi bulunur.

Bu sekiye kurmalı saat gibi araçlar konurdu.

Birçok odanın şöminenin karşısına gelen duvarda da gaz lambası,kandil gibi aydınlama araçları konulan bir seki bulunurdu.

Şöminenin yanında bir hamam dolabı bulunurdu. Hamam dolabı ufak banyo işlevi gören banyo duş kabiniydi.

Şöminenin diğer tarafında kapaklı bir medine ile yüklük bulunurdu. Medine ye kitap kap kacak gibi o odada kullanılan ufak eşyalar konulurdu. Yüklüğe ise; yatak, yorgan,yastık,çarşaf gibi yatak eşyaları konurdu.

Çorum evlerinin kullanım alanları ve bilhassa mutfak yapılanması ve mutfakta kullanılan edevatlar ve aletleri sadece Çorum’a mahsus olmayıp,genellikle Anadolu’muzun bütün şehirli,kasaba ve köylerimizde az çok birbirlerine benzerlikler göstermektedir.

Bu benzerlikleri analiz etmek gibi bir niyetim olmadığı gibi,bu değerlendirmelerim; görüp,duyduğum ve okuduğum birikimleri yazılı hale getirmek amacını taşımaktadır. Bir bu bilgileri dünyanın gözünün önüne sermem ise başka bir sevincimin kaynağıdır.

Bu günkü mutfaklarda kullanılan metan gazı ve yahut elektrikli araçların daha Çorum’da bir çok evlerinde olmadığı zamanlarda evlerimizde kullanılan yemek yapmak için gerekli enerji ve mutfak düzenini,gereçlerini anlatmaya çalışacağım.

Aşevi;Çorum’da mutfak tabiri MSGÜyakın zamana kadar kullanılmazdı. Yemek pişirilen odaya aşevi yada aş ocağı denirdi. Aşevleri servet derecelerine,geçim ve yaşayış farklarına göre çok değişiklikleri bulunmamakla beraber hepsinin müşterek tarafları vardı. İki katlı yapıların alt katlarında,tek katlı yapıların bir tarafında bulunurdu. Bitişiğinde içten küçük bir kapı ile geçilen girerlik bulunurdu.

Aş evlerindeki ocaklar,alçı MSGÜile sıvanır ve süslenir, süslenirdi. Bu ocaklar çok geniş olarak yapılırdı. Bu ocakları tabanı,odanın zemininden on beş santim kadar yüksek olarak yapılırdı. Dumanın içeriye yayılmasına engel olmak için ocağın önünde ve üst kısmında davlumbaz denilen alçıdan yarım koni biçiminde siper,bu siperin üzerinde baca üstü denilen alçıdan yapılmış bir raf bulunurdu. Ocağın oda MSGÜzeminine taşmış,ocak tabanı yüksekliğinde 50-60 santim eninde,aş evi duvarına paralel ikinci bir duvar çıkıntısına ocak başı dinilen yer bulunurdu. Pişirilen yemek kazanları buraya konurdu. Kazanlardan yemekleri tabağa konmasına kurtarma denirdi. Pişirirler yemekler çoğunlukla bu ocak başında tabaklara konulur servis yapılırdı. İcabında ocak başına minderler serilerek oturulurdu. Ocağın içi geniş,tavanı fırın gibi yarım kubbe olurdu. Ayrıca ocak duvarına bitişik 50-60 santim yükseklikte 15-20 santim genişlikte ikinci bir duvar çıkıntısı bulunur,bu çıkıntının üzerine;tuzluk,biberlik, salçalık,yağ kabı gibi şeyler konulurdu.

Bu çıkıntıya yani rafa çivinlikMSGÜ denilirdi. Medine;tencere,raf,ocağın iki yanına ufak tefek eşya koymak için duvarın içine gömülmüş,bazen bir tarafında,bazen iki tarafında duvara gömülmüş alçıdan yapılmış medine-tencere denilen hücrecikler ile tamamlanan,medineninMSGÜ içi tahta raflarla isteğe göre bölünmüş olur ve çoğunlukla ağaç kapaklı olurdu. Mutfakta ayrıca kap kacak ve mutfak eşyası konulan tahta raflarla yapılmış bucaklık bulunurdu. Çoğunlukla insan boyundan yüksek mutfak duvarlarının tamamında bulunan rafın önüne çakılan ağaç pervaz oymalı ve süslü olur,göz zevkini artırırdı. Bu rafa devamlı kullanılmayan bakırdan MSGÜyapılmış ve kalaylanmış,pırıl pırıl parlayan büyüklü küçüklü siniler,kapaklılar,masaflar,taslar konulurdu. Devamlı kullanılan ocaktan altları karamış tencereler ise bucaklığa konulurdu ve önü de bir bezle örtülürdü.

Benim son günlerine rastladığım Çorum evleri bu şekilde kullanılırdı. Bugün ise beton yığınları içerisinde,bütün hastalıklara açık olarak kat üstüne kat yaparak oturuyoruz. Bunu de her ne hikmetse modernlik diyoruz (!) Demek ki ABD son elli yıldır müstakil evlerini.ağaç kütüğünden,tabii malzemelerle yaptıklarından geri kalmış olmalılar değil mi ?

 

 

Çalışma TELİF ESERİDİR izin almadan kullanmayınız!
corumlu2000@gmail.com
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.